Soru Sorma Sanatı: Etkileyici Sorular Sorabilmek

0
24

Soru sormak, düşünmek demektir. Soru sormak, değerlendirme yapmanın en önemli anahtarıdır. Soru sormak, çözüm bulmak içindir. Dolayısıyla, sorduğumuz sorular düşünme kalitemizi belirler. Her sorulan soru, algı oluşturur ve kişinin odağını değiştirir. Odaklanılan resmi değiştirir. Bu yüzden, zihinsel durumları değiştirmek için yapmanız gereken sadece soru sormaktır. Başarılı insanlar daha iyi sorular sorarlar ve bunun sonucunda da daha iyi cevaplar alırlar. Alınan cevaplar da harekete geçmeye vesile olduğu için başlangıç doğru soruları sormaktır. Başarılı insanları başarısız insanlardan ayıran en temel fark, doğru sorular sormayı öğrenmiş olmalarıdır.

Doğru sorular, bize doğru bilgiyi sağlayabilir. Doğru cevaplar ancak doğru sorular yardımı ile gelir. Doğru soru demek, detaylara ulaşabildiğimiz ve her şeyi açıklığa kavuşturabildiğimiz sorular demektir. Doğru sorular sayesinde teşhis koyarız ve gerisi kendiliğinden gelir. Doğru soru, size bilgi veren sorudur. Sizi veya karşınızdaki kişiyi düşündürtmeye sevk eden sorulardır. Doğru sorular sormaya başladığınızda, odak noktanızı da değiştirmiş olursunuz. Yanlış sorular soran birisi cevapları bulsa ne olur ki? Yanıtlar konusunda asla kaygılanması gerekmez. Ceketin ilk düğmesi doğru soru sormaktır. İlk düğmeyi yanlış iliklediğinde de geri kalanın bir ehemmiyeti yoktur.

Yaşamımızı biçimlendiren elbette sadece sorduğumuz sorular değildir. Sormadığımız sorular da çok önemlidir. Bazen tam olarak istediğimiz ve doğru yol, sor(a)madığımız sorulardan gelir. Peki bunu nasıl bileceğiz? Aslında hiçbir zaman diyebilirim. Sadece mümkün olduğu kadar soru sorun ve sonrasında “Asıl soru ne? Doğru soru ne?” diye sorun. Karşınızdaki kişilerin temsil sistemlerine dokunacak sorular sormak da çok faydalıdır. Terapilerde insanlara deneyimlerini hatırlatan sorular sorarız. Yeni ve doğru düşüncelere doğru kapı açmaya çalışırım. Bütün sorularınızı ve olası sonuçlarını olasılık hesaplamaları ile test edin. Neden olasılık hesaplamaları önemlidir diye düşünebilirsiniz.

Çünkü en önemli sorular aslında büyük ölçüde olasılık sorularıdır. Olasılık teorisi, modern dünyanın temelidir. Burada aklıma hemen kaos teorisi gelir. Yine kaos teorisi de dünyanın doğrusal olmadığına hükmeder. Her zaman beklenmeyenler olur ve beklenen şeylerin doğruluğunun önüne geçer. Kısaca, gelecek bilinmezdir. Sadece hesaplanabilir. Bunu da ancak istatistik ve olasılık hesaplamaları ile yapabiliriz. Bazı insanlar için de rakamlar öyle önemlidir ki, rakamlar doğru cevap niteliğindedir. İş dünyasında pek çok yönetici, sordukları soruların karşılığını rakamlara göre cevaplandırır.

İnsanların çoğu zaman göremedikleri çözüm değildir. Çoğu zaman sorunu göremiyorlar. Sorun doğru bir şekilde tespit edilse zaten çözüm basamakları kendiliğinden gelecektir. Bir sorunu çözmeden önce, o sorunun nedenini anlamak gerekir. Doğru soruları sormayı öğrendiğinizde cevapların geldiğini görürsünüz. Bu sayede çözümün doğruluğunu da kanıtlamış olma ihtimali doğar. İyi ve doğru sorular sormaya başladığınızda çerçevesi ve kendisi güzel resimler zihninizde canlanır. Bunun sonucunda da güzel duygular benliğinizi kaplar ve enerjiniz artar. Motive olmuş bir şekilde hedefinize odaklanır ve bir şeyler başarmak istersiniz. Karşınıza çıkan engellere tekrar aynı şekilde yaklaşırsanız sürekli ve daima öğrenir ve büyürsünüz.

Zor ve ters gelebilecek sorular sorabilmek, bilginin kalitesi üzerinde önemli etki yapabilir. Bilgi ne kadar çok farklı soruya maruz bırakılırsa o kadar sonuç değerlidir. Ve bu bilgiye yatırım yapılabilir. Kafanızda ne kadar çok soru oluşursa o kadar fırsat ve risk var demektir. Ne kadar çok soru işareti oluşturursanız şartlar o kadar lehinize döner. Olaylara istatistiki açıdan yaklaşmak ve olasılık hesaplaması yapmak çok değerlidir. İstatistik, büyük ve istikrarlı rakamlar kanunudur. İstatistiki tabloları okumak da, analiz etmek de faydalıdır. Eğer bu konuda uzmanlaşırsan, özellikle iş hayatında çoğu zaman soru sormana bile gerek kalmayabilir.

Örnek: “Ne kazanacağım değil, ne kaybedeceğim?” diye sormalısın. Önce “neyi ne kadar riske attığının tespitini yapmalısın.” Kazanç nasılsa gelir.

Doğru soru: “Eğer paraya ihtiyacın olmasaydı neler yapardın?”
“Eğer başarısız olmayacağını bilseydin neler yapardın?”
“ Bunu nasıl biliyorsun? Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”

 

Alıştırma:

1 den 9 a kadar puan sitemi olduğunu varsayalım. 1 en düşük ve 9 en yüksek puan olsun. 5 ve 5 in üstü ise geçer notunuz olsun. Siz soruyu sorun zaten cevap olarak puan kendiliğinden gelir. 5 in altında kalırsanız 5 in üstüne nasıl çıkabilirim diye sorun. “Belki de doğru zaman değildir” diye sormayı ihmal etmeyin. Hemen zamanı kontrol edin ve tekrar sorun. Burada en önemli değişken kesinlikle zamandır. Zaman aslında sizin en önemli hem değişkeniniz hem de sabitinizdir.

 

1) Açık Sorular

Açık sorular; olumlu düşünmeye ve bir cevap vermeye teşkil eder. Açık sorular her zaman kapalı sorulara göre daha faydalıdır. Açık sorular sorduğumuzda çok farklı cevaplar alabiliriz. Bu soruların cevaplarının adeta ucu açıktır.
Açık sorular sormak için 7 ana kelime vardır. Bunlar; “kime”, “nerede”, “hangisi”, “ne kadar”, “nedir?”, “ne zaman?”, “neden” soru kelimeleridir.

 

2) Kapalı Sorular

Kapalı soruları, kontrol etmemiz gereken bir durum olduğunda ve sınırlama yapacağımız zaman kullanırız. Kapalı sorular “evet” veya “hayır” cevaplarını içeren sorular veya iki seçenekten birini tercih etmeleri gereken sorulardır. Sınırlar çizilir ve cevapların bu sınırların içerisinde yer alması beklenir. “Karnın aç mı?” sorusuna “evet” ya da “hayır” şeklinde yanıt verilmesini bekleriz. Bazen de hiç cevap vermeden sadece eylem yaparız. Bu eylem, kişinin bizi onayladığı anlamına gelir ve bu da güçlü bir iletişime neden olur.
Satış ve pazarlama eğitimlerinde role play yaparken, katılımcıların bu soru tarzını çok sevdiğini ve çok kullandığını fark etmiştim. “Yarın 3 mü daha uygun yoksa bugün 4 mü” diyerek 2 seçenek sunuluyor ama karşıdaki kişi hangisini seçerse seçsin bizim istediğimiz oluyor. 2 seçenekli sorular cümlede köprü anlamına gelebilir ve sonucun iki seçenekten biri olması beklenir. “Çay mı içersiniz yoksa kahve mi?” veya “ çay ve kahvemiz var. Hangisini alırsınız?” derken kişiye 3. Bir seçenek sunulmadığı için ya bu iki seçenekten birini seçecektir ya da “istemem” diyerek her iki seçeneği de pas geçecektir.

 

3) Bağlaçlı Sorular

Bağlaç sözcükleri bir cümlenin parçaları arasında ilişki kurmaya yarar. Geçişlerin olmasını sağlar ve kopmaları engeller. Birbiri ile alakalı olmayan fikirler bile aynı cümlede bağlaçlar yardımı ile kullanılabilir. Hatta daha ötesinde birbirine tamamen zıt olan fikirler bile seçim olarak bağlaçlı bir cümlede bir arada olabilir. Bağlaçlı sorular oluştururken peş peşe kullanılırsa fayda artar. Sadece, aşırı derece soru – cevap iletişimine de dönmemesine dikkat edilmelidir. Süreç içerisinde zayıf bağlaçlardan güçlü bağlaçlara doğru geçilmesi iletişimin ve sonucun kalitesini arttırır.

İfadeleri birbirine bağlamanın en basit ve hızlı yolu “ve” bağlacını kullanmaktır. Ve sözcüğü “ama” yerine de kullanılması gereken etkili bir bağlaçtır. “Ama” sözcüğü kendisinden önceki kelimelerin, cümlenin anlamını negatif yaparken “ve” sözcüğü de tam tersi olarak pozitif ve anlamı güçlendirici etki yapar. Sadece “Ama” sözcüğü, bilinçli olarak “karşı çıkmak” anlamında kullanılabilir. Ters davranışlar sergileme zamanlarında kullanırız.

• “Seni seviyorum ama senin beni sevdiğinden emin değilim!”
• “Seni seviyorum ve senin de beni sevdiğini biliyorum!”

Yine başka kullandığımız etkili bağlaç “iken” bağlacıdır. Daha güçlü bir bağlaç olma özelliği taşırken aynı zamanda içerisinde zaman da içerir. Öğrenci koçluğu seanslarında TV izlemeyi seven öğrencilere verilen bir telkin örneğidir. Aynı anda hem TV izleyip hem de ders çalışması telkininde bulunulur. Bu sayede öğrencinin, hiçbir şekilde “ders çalışamadım” mazeretleri üretmesi engellenir.

• “Akşam TV izlerken ders çalışabilir veya soru çözebilirsin.”

 

4) Pekiştirici Sorular

Dirençleri kırmanın en etkili yollarından biri de pekiştirici sorular sormaktır. Pekiştirici sorular kendimizi onaylatmak için ve karşımızdaki kişiyi iletişimimize çekmek için kullanılır. Pekiştirici sorular cümlelerin sonuna eklenir.

• “Bunu başarmak istiyorsun, değil mi?”
• “Başarılı olmak istiyorsun değil mi?”